BEYŞEHİR-Ünlü Selçuklu tarihçisi İbn Bibi’nin Selçuknamesi’nde sözünü ettiği, Salçuklu Sultanı,I.Alaeddin Keykubad’ın emriyle 1220-1236 tarihleri arasında yaptırılmış olan Beyşehir Gölü’nün Gölyaka beldesi kıyısındaki Kubad Abad Saray Külliyesi’nde bu yıl 30 ncusu yapılan kazı çalışmaları son buldu.
Kazı çalışmaları neticesinde bölgede yine tarihe ışık tutacak yeni kalıntı ve buluntuların ortaya çıkarıldığı bildirildi.
Günümüze ulaşabilmiş tek Selçuklu saray yapısı olarak bilinen Kubadabad Sarayları’nda 30 yıldan bu yana sistemli bir şekilde yürütülen kazı çalışmalarına başkanlık eden Çanakkale 18 Mart Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Prof.Dr.Rüçhan Arık, bölgede yaklaşık 1,5 aydır devam eden kazı çalışmalarının bu yılki bölümünün tamamlandığını belirtti.
TARİH ÖNCESİNE AİT BULUNTULAR GÜN YÜZÜNE ÇIKARILDI
Prof.Dr.Arık, yaptığı açıklamada, Selçuklu Sultanı Alaeddin Keykubad’ın emriyle Sadettin Köpek tarafından yaptırılan saray külliyesinde gerçekleştirilen kazı çalışmalarının bu yıl yine oldukça verimli geçtiğini söyledi. Kubadabad’ın tarih öncesi dönemini ortaya çıkarmak açısından yapılan çalışmalardan çok mutlu olduklarını belirten Arık, hem kalkolitik, hem de erken tunç çağı özelliklerini gösteren pek çok kalıntının bu çalışmalar sonunda ortaya çıkarıldığını kaydetti.
NE OLDUĞU ANLAŞILAMAYAN ANONİM BİR YAPI ORTAYA ÇIKTI
Çalışmalar sonunda saray mimarisi yönünden daha ne olduğunu tam olarak anlayamadıkları anonim bir yapının bulunduğunu vurgulayan Prof.Dr.Arık, “Tabi, açıldıkça, ortaya çıktıkça, mimari yapılar daha da anlaşılır hale gelecek. Bu çıkardığımız son büyük yapı herhalde bir hizmet binası idi. Yine hamamı var, yanında kuyusu ortaya çıktı. Mekanların tam olarak ne olduğunu anlayamadık ama inşallah gelecek yıl diğer bulunan yapılarla bağlantısı araştırılıp ortaya çıkacak.”dedi.
SELÇUKLU DÖNEMİ KULLANILAN MADENİ EŞYALAR BULUNDU
Kazı çalışmaları sonunda güzel malzemelerin ortaya çıkarıldığını, bunların arasında çinilerin yine bulunduğunu belirten Arık şu bilgileri aktardı:
“Çinimiz bu sene çok fazla değil ama aynı çinilerin devam ettiğini görüyoruz. Çıkan ufak tefek parçalar arasında çok fazla madeni eşyalar da çıktı. Bizim için bunlar da çok önemli. Çünkü Selçuklu dönemine ait madeni kullanma eşyası. Bunlar pek bilinmiyor. Bunların içerisinde ok uçları falan da var. Onların da çalışması yapılıyor. Yine sırsız seramikler ortaya çıktı. Bunlar sırlı değil, yani parlak ve bol desenli olmayanlarından sade, topraktan yapılmış kaplar da çıktı. Bunlar da bizim için oldukça önemli bulgular. Bu bakımdan bu yıl kazı çalışmaları sonunda verimli bir sezonu geride bıraktığımızı söyleyebiliriz.”
BÖLGENİNAMİLLİ SARAYLAR KAPSAMINA ALINMASI KONUSUNDA BEKLENTİLER YÜKSEK
Kazı çalışmaları sonunda yaptığı değerlendirmede, tarihi mekanın milli saraylar kapsamına dahil edilmesi konusunda yürütülen çalışmalara da değinen Prof.Dr.Arık, milli saraylar içerisinde Kubad Abad’ı da görmek için son dönemde çok büyük bir çabanın içerisine girdiklerini kaydetti.
TBMM Başkanı ile konu hakkında görüştüklerini ve olumlu bir görüşü olduğu düşüncesinde olduklarını dile getiren Arık, bunun daha gelişmesi için hem bakanlık, hem de diğer üst düzey yetkililerin de bu konuda kendilerine destek verdiklerini hatırlattı, “İnşallah bu konuda iyi şeyler olacak diye bekliyoruz”diye konuştu.
NİHAİ HEDEF: BÖLGENİN ARKEOPARK HALİNE DÖNÜŞMESİ
Bölgede yürütülen kazı çalışmaları sonunda ortaya çıkarılan buluntuların Konya’daki müzelere gittiğini de kaydeden Prof.Dr. Rüçhan Arık, arzu ettikleri şeyin gelecekte saray külliyesinin bir açık hava müzesi haline dönüşmesi olduğunu belirtti. Nihai hedeflerinin bu olduğunu vurgulayan Arık, şunları kaydetti:
“Bunun adına şimdi arkeopark diyorlar .Genelde o şekilde ele almak ve burayı gelecekte açık hava müzesi haline dönüştürmenin arzusundayız. Tabi kapalı yerler de olacak ve sarayın kendi malının kendisinde kalmasını sağlamak, yani yerinde sergilenmesi ve yerinde korunması en doğru olanıdır.
Şu anda onu koruyacak bir imkanımız yok ama esas nihai hedefimiz bu sarayımızı bu şekilde, oradaki eserleri, çinileri ve diğer buluntularıyla, altyapısıyla yerinde sergileyebilmektir.
Altyapı da biliyorsunuz çok önemli, asıl arkeolojinin amacı da budur. Selçuklu döneminde bu insanların uygarlık düzeyini ortaya koymak açısından çok önemli, bunlar bize tabi yaşadığımız kültürlerin, en önemlisi de bu ülkeyi bize armağan eden Selçuklular’ın nasıl bir yaşantısı olduğunu ortaya koymak açısından önem taşıyor.”