Sarayın yeri bilinmemekteydi. Yörede araştırmalar yapan İbrahim Hakkı KONYALI daha önce bazı eserlerde “Hoyran’daki Selçuklu Eserleri” olarak belirtilen harabelerin aranan Kubad Abad Sarayı olduğunu ilim dünyasına duyurmuştur. 1965–1968 arasında Katerina Otta Dorn başkanlığındaki kazılardaysa 5.200 m²’lik alanı kaplayan Selçuklu kenti tümüyle ortaya çıkarılmıştır. Alçak bir sur içinde Büyük Saray, Küçük Saray (Vezir Sarayı) Ferdevs (Paradeison) Av Hayvanları Parkı, Büyük Saray altında sultan kayıklarının ya da küçük yelkenlerin yanaşabileceği iki gözlü küçük bir tersane ve 16 yapı kalıntısı bulunmaktadır. Bunlar arasında bir mescit, hamamlar, fırın ve mutfak, kışla kapısı, depolar ve ahırlar vardır.
Büyük Saray, 50x35 m ölçülerindedir. Güney ve doğusu odalarla çevrili düzgün taş döşeli büyük avludan asıl saraya geçilmektedir. Burası, büyük salon tuğla döşeli yüksek taht salonu, harem ve konuk odalarından oluşmaktadır. Bakışıksız plânlı yapıda, belli bir düzen gözetilmemiştir. Yapı, 50x55 m ölçülerinde büyük bir terasla göle uzanmaktadır. Büyük Saray kazılarında ortaya çıkarılan alçı ve çini süslemeler, bezeme sanatının gelişimini belgeleyen önemli örneklerdir. Taş işlemeciliğinin yaygın olduğu Anadolu Selçuklu mimarisinde, alçı süsleme, özellikle saray yapılarında kullanılmıştır. Bu alçıların figürlü oluşu ilginçtir. Kalıplama tekniğiyle, hafif kabartmalı insan ve hayvan figürleri işlenmiştir. Alçıdan nişli duvar rafları, geometrik geçmeler, rozetler, uzun kuyruklu tavus kuşlarıyla bezenmiştir. Atlı av sahnesinin işlemeli bir pano, Anadolu Selçuklu dönemi alçı süslemesinin başarılı örneklerindendir.
Yeni tekniklerin denendiği çini bezemeler, sarayın büyük salonunda insütü (yerinde) olarak ortaya çıkarılmıştır. Tüm çiniler, çevredeki fırınlarda dönemin usta sanatçılarınca sır altı ve lüster (sır üstü) teknikle yapılmıştır. Alçı ve çini buluntular Konya Karatay Medresesi müzesinde sergilenmektedir.