Ana Sayfa Bilgi Edinme Beyaz Masa İletişim
   
Ana sayfa Belediye Başkan Gölyaka Kurumsal İlan Kubâd Âbâd Beyşehir Galeri Tv Haberler Etkinlik Üye Konya
Ana Sayfa  >  Gölyaka
İnteraktif Menü
Belediye
Başkan
Gölyaka
Kurumsal
Kubâd Âbâd
Tarım ve Hayvancılık
Beyşehir Gölü
Kız Kalesi
Eşrefoğlu Camii
Beyşehir
Sizden Gelenler
Galeri
Haberler
Gerekli Bilgiler
Eski Siteye Giriş
 
 
GÖLYAKA YERLEŞMESİNİN POTANSİYELİ
Gölyaka coğrafyanın olabildiğince cömert davrandığı dağ-ova ve suyu bir arada barındıran ender bulunabilecek bir lokasyondadır. Yerleşme tarihi açısından ilk kurulan yerleşmelerde aranan korunaklı ol

Gölyaka, Tarihi boyunca Lidyalılar, Persler, Selçuklular, Osmanlılar gibi farklı kültürlerin yerleşim yeri olmuş Beyşehir ilçesinin küçük bir kasabasıdır. Eski adı Hoyran olan Gölyaka kasabası, bu tarihi zenginliklerin izlerini taşımasının yanında, doğal zenginlikleriyle de ilgi çekmektedir. Gölyaka yerleşiminin hemen kuzeyinde, göl kenarında yer alan kalıntılar Anadolu Selçuklu sivil mimarisinin en ünlü örneği olan Kubad-ı Abad Sarayı'na aittir. 1236'da Alaeddin Keykubad tarafından yaptırılan, kerpiç malzemenin kullanıldığı saray, alçı ve çini süslemeleriyle bezeme sanatının en iyi örneklerini barındırmaktadır (Ayvaz,2005).   Ayrıca yerleşim içinde Selçuklulardan kalma başka kalıntılar da bulunmaktadır.

          Gölyaka yerleşimi dokusuna bakıldığında, ahşap ve hımış ile kerpiç’in kullanıldığı kırsal geleneksel binalar ile organik sokak dokusu özelliği görülmektedir. Bahçe duvarlarıyla çevrili, geniş bahçeli, evler henüz rantsal kaygıların eline geçmemiş ve günümüzde geleneksel dokunun hakim olduğu birçok yerleşimin kaçınılmaz olarak karşı karşıya kaldığı, katlı blok düzeni burada henüz yer almamıştır. Bu geleneksel doku içinde komşuluk ilişkilerinin bozulmadığı, çıkmaz sokakların etrafında aynı akrabaların evlerinin çevrelediği küçük meydanların varlığı, geleneksel Türk kültürünün izlerini hala devam ettirmektedir. Geniş bahçesi bahçe tarımı için kullanılan evlerde her ailenin kendi organik tarımını yaptığı söylenebilir. Bu çerçevede en önemli soru, mevcut geleneksel yapıya zarar vermeden Gölyaka’nın potansiyellerinin nasıl değerlendirilip, ekolojik bir yaklaşımla gelişmesinin nasıl sağlanacağıdır.

Sahip olduğu tüm bu güzel zenginliklere ve potansiyellere rağmen, farklı çevresel sorunlarla mücadele etmeye çalışan Gölyaka kasabasının belirli önlemler alınmadığı takdirde gelecekte daha büyük sorunlarla yüzleşeceği açıktır. Bu sorunların belki de en önemlisi, Beyşehir Gölü’nün çevresinde konumlanmış diğer yerleşimlerin de ortak sorunu olan, gölün su seviyesinde meydana gelen düşme ile göldeki kirlilik oranında gerçekleşen artıştır. İsmini gölün hemen yanında konumlanmasından alan Gölyaka yerleşimi, göl su seviyesinin düzensizliği, hızlı su çekilmesi sonucunda gölden oldukça bağımsız bir konuma gelmiştir. Gölyaka yerleşiminin bugün göl kıyısıyla hiçbir fiziksel bağlantısı kalmamıştır. Daha önceleri insanların yüzdüğü, tabanının kum olduğu kıyısı, sazlıklarla çevrilme ve göl dibi balçıkla kaplanma sürecine girmiştir. Ayrıca, bu kirlilik gölün ulaşım açısından kullanmasını da engellemektedir. Gelişme potansiyelinin en önemli kaynağı göl olan Gölyaka yerleşimi bugün önemli tehditlerle karşı karşıya kalmaktadır. Geçim kaynağının önemli bölümünü balıkçılığın oluşturduğu yerleşim, gölün kirlenmesiyle bu potansiyelini kaybetmeye başlamıştır. Bu sorunlar hem yerleşimin turizm potansiyelleri için tehdit oluşturmakta hem de Gölyaka halkının en büyük geçim kaynağını elinden almaktadır. 

 

    4. YEREL KİMLİĞİN VE DOĞAL MİRASIN KORUNMASI-SÜRDÜRÜLEBİLMESİ İÇİN  EKOLOJİK PLANLAMA VE TASARIM GEREKSİNİMİ

 

         Beyşehir Gölü ve havzası ciddi tehditlerle karşı kaşıyadır. Şöyleki: Göl su yüzeyi alanı 653 km2 olan Beyşehir  Gölünde su seviyesinin, yukarıda sayılan nedenlere bağlı olarak, yıldan yıla 1125.5 ile 1121.5 arasında değişmekte olduğu ancak son yıllarda ikinci verilen su seviyesi dolayında bulunduğu saptanmıştır. 15 adet sanayi tesisi, 30 adet yerleşim birimi, tarımsal sulama ve ilaçlama göl ve havzada birinci önemde kirleticilerdir. Bunlara karşın planlama önlemleri ile koruma kararları çeşitli planlama çalışmalarında getirilmiştir. Bunlar sayılır ise: 1997’de TÜSTAŞ AŞ’ye ihale edilen Beyşehir Gölü Sulak Alanı Yönetim Planı Projesi Konya Kültür Ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’na sunulmuştur. Beyşehir Gölü Milli Park Alanı Uzun Devreli Gelişme Planı çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Beyşehir Gölü ÇDP çalışmaları 2001’de başlatılmış olup sürdürülmektedir. Çevre ve Orman Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi ve Planlama Genel Müdürlüğü’nce başlatılan ‘’Konya-Isparta Planlama Bölgesi 1/100000 Ölçekli Çevre Düzeni Planı Araştırma Raporu’’ 2007’de tamamlanmıştır. Gölyaka ve çevresinin koruma-kullanma dengesi içinde, sürdürülebilir gelişme çerçevesinde ele alınması şu yasaları doğrudan ilgilendirmektedir: 3184 sayıl İmar Kanunu, 2872 sayılı Çevre Kanunu, 3830-3621 sayılı Kıyı Kanunu, 6228-2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu, 2873 sayılı Milli Parklar Kanunu , 6831 sayılı Orman Kanunu, 6178-4342 sayılı Mera Kanunu, 442-7236 sayılı Köy Kanunu. Bunlarla birlikte Türkiye’nin imzaladığı ilgili uluslararası anlaşmalar da değerlendirildiğinde, yasal anlamda oldukça yeterli bir temel oluştuğu ancak yetki ve sorumluluk çatışması gibi nedenler ile koruma ve sürdürülebilir gelişmeye yönelik kararların uygulanamadığı anlaşılmaktadır.

 

          Yerleşmede yolların organik doku özelliğine uygun, evlerin toprak damlı, hımışlı veya kerpiçten olduğu görülür (Şekil 6). Gölyaka’nın geleneksel yapı malzemesi başlangıçta kerpiç olmuştur. Bu tür kerpiç duvarlı evler dar ve kıvrımlı,  sokaklar boyunca bazen, avlu duvarlarının arkasında, yer almıştır. Bugün yine başlıca yapı malzemesi çoğunlukla kerpiç ve ahşap olup, binalar taş temel üzerine oturtulmuştur. Evlerin birbirlerinin görüşünü engellemeyecek şekilde yapıldıkları da dikkati çekmektedir. Geleneksel evlerin çoğunda kalın kerpiç duvarlar ahşap hatıllarla desteklenmiş ve böylece kışın soğuğu, yazın da sıcağı önlenmeye çalışılmıştır. Vernaküler mimaride kerpiç ve ahşabın kullanılmasının yöresel iklimle ve yöresel malzeme ile ilişkisi açıktır. Temeller çoğunlukla yerden 0.50, 0.70 m. yüksekliğine kadar yöre taşından yapılmıştır. Bu temellerin üzerine kerpiçler dizilmiştir. Evlerin taşlık veya hayat denilen açık ve yarı-açık  mekanları kısmen taş döşemelidir. Bu avluların bir kısmında da sebze tarhı yer almaktadır.

 

           Havzada, özellikle Gölyaka, Kurucuova, Gölkonak yöresinde hımış duvarlı evler  çoğunluktadır. Bu tür evlerde yapının ahşap direkleri arasına kerpiç doldurulmuş, iç ve dış yüzleri ince samanlı toprakla sıvanmıştır. Böylece evlerin bazılarının duvarları boz renkte, bazıları da kireç malzeme ile beyaz badana yapıldığından, beyaz renktedir. İki katlı evlerde zemin katı ile hayat aynı düzlemde olup, buraya ambar, kiler, gibi depo mekanları ile oturma mekanları yerleştirilmiştir. İki katlı yapılarda içeriye merdivenlerle çıkılır. Evin cephesi boyunca uzanan sofa pencerelerle dışa açılan çıkmalarla hareketli bir görünüme kavuşturulmuştur. Odalar bu sofanın bir yanında yan yana sıralanmıştır. Bazı evlerde ise karnıyarık planı uygulanmış, odalar sofanın iki tarafına sıralanmıştır. Çoğunlukla evlerin önlerinde Konya yöresinde tahtaboş, Muğla yöresi başta olmak üzere Güney Ege ve Batı Akdenizde hayat denilen yarı-açık çıkmalara yer verilmiştir. Yörede  vernaküler mimarinin önemli bir mekansal ögesi olan ve sufa olarak adlandırılan ahşap direkli düşey yüzeyleri dikmeler arasında açık, tek akıntı yüzeyli, sundurma tipi çatı ile örtülen bu  tahtaboşlar ahşap dikmeleri ve ahşap tavanları ile Gölyaka vernaküler mimarisinin, bina ön cephesine hareket getiren bir  özgünlüğüdür (Şekil 6). İşlevsel olarak, bu sufa hanehalkına yer kazandırmakta, günlük kullanımda zemin katın rutubetinden arındırmakta ışıklı ve serin bir oturma ortamı oluşturmakta, sokağın ve manzaranın güvenli böyle bir ortamdan görülebilmesini sağlamaktadır. Ayrıca, giriş üzerinde yer aldığında, girişi tanımlamakta ve yağmur ve güneşin etkisinden korumaktadır. Alt katlar genellikle kışlık olarak kullanılır. Tek katlı evlerde ise yazlık bölüm kuzeye dönük olup, cephe boyunca pencereler sıralanmıştır. Evlerde odalardan gündüz oturma, gece de yatak odası olarak faydalanılmaktadır. Odaların tümünde büyük yüklükler bulunmaktadır. Ayrıca minderli sedirler, çiçeklikler, kavukluklar da onları tamamlar. Çoğunlukla oda girişlerinde pabuçluk denilen bir bölüm olup, buradan bir basamakla odanın içerisine girilir. Ağaç, yapılarda taşıyıcı iskelet olarak kullanılmıştır. Beyşehir, Derebucak ve Anamas Dağları yöresinin zengin ormanlık alanlarla kaplı olması nedeniyle eskiden inşa edilen ahşap yapılarda ahşap malzeme çok kullanılmaktaydı. Bu evlerin birçoğunda ahşap sofa çıkması olduğunu belirten uzmanlar, çıkmaların iç hayatın dışarıya doğru yöneliminin neticesinde ortaya çıktığını ifade etmektedir. Bununla birlikte birçok ihtiyaç ve sebebin evlerdeki çıkmanın oluşumunda etkili olduğu kaydedilmektedir. En çok katran, çam, meşe ve kavak gibi ağaçlar kullanılmıştır. Bu tür ağaçlar Anamas dağlarından sağlanmaktadır.
Kavak, sedir, ardıç ve köknar gibi ağaçlar da, dayanım özelliklerine göre, taşıyıcı veya döşeme veya tavan malzemesi olarakkullanılmıştır.   

 

                          SONUÇ

 

            Koruma kararlarının gelişmeyi yönlendirmesi gereken alanlar olan milli parkların  önemli bir bölümünü kapsadığı Beyşehir Gölü Havzasının nedeni ve odağı olan gölün kıyısı, hem Çumra Ovası’na sulama amacı ile gönderilen suyun,hem de  tarımsal amaçlı su çekilmesinin artması, buna karşılık gölü besleyen su kaynaklarının sayısının azalması, küresel ısınmayla gelen kuraklık ve buharlaşma sonucu,  giderek büyüyen bir bataklığa dönüşmektedir. Göl su kütlesinin böyle israflı kullanımı, yerleşim yerlerindeki altyapı eksiklikleri, tüketilen ve evsel atık su yanında tarım alanlarında kullanılan kimyasallarla da  kirletilen su, farklı davranışlar ve kuruluşlar arası eşgüdümün olmaması nedeni ile gölün korunamaması, birçok çevre sorununu beraberinde getirmiştir.Beyşehir Gölü havzasının güneybatı kesiminde yer alan Gölyaka çevresindeki toprakların büyük bir kısmı birinci sınıf tarım toprağı özelliği taşımakta,bahçe ve tarla bitkileri tarımının yanında balıkçılık ve saz kesimi, çevredeki kaynakların kullanımı ile ilgili diğer faaliyetleri oluşturmaktadır. Göl ekolojisi, dolayısı ile Havzanın ekolojisi bozuldukça, bu faaliyetler de olumsuz bir biçimde etkilenmektedir.

 

         Koruma kullanma dengesine yönelik çeşitli planlama önlemleri ile koruma kararları farklı planlama çalışmalarında yer almaktadır. Ancak, bu planlama çalışmalarının bir yönetim planı çerçevesinde eşgüdümü sağlanamadığı sürece geriye döndürülemeyecek biçimde, bugünkü sorunları çözümsüz bırakan,  bu sorunlara yenilerini ekleyen, zaman yitiminin süreceği söylenebilir.

Havzadaki milli parklar için bir giriş kapısı ve toplanma/konaklama odağı olabilme potansiyeline sahip olan Gölyaka Kubad-ı Abad sarayı için de aynı potansiyeli göstermektedir.   Organik  tarımın bir program çerçevesinde, özendirilerek, yaygınlaştırılması, balıkçılığın yeniden örgütlenmesi bu potansiyel ile birlikte ele alındığında, ekolojik planlama kapsamında koruma-kullanma dengesi içinde Gölyaka gelişmesi için önemli ilke kararları üretilebilir. Yerleşim dokusunun gelişmesinde ve konaklama ihtiyaç programlamasında vernaküler  mimarisinin özelliklerini kullanabilmesinin bir ekolojik kentsel tasarım planlama ve programlaması çerçevesinde ele alınması düşünülmelidir.

 Ancak, Gölyaka’nın adına uygun olarak,göl kıyısında ve Beyşehir ile su yüzeyi ulaşımı ve dolaşımı ilişkisini kuracak biçimde, rıhtımı,iskelesi, balıkçı barınağı ve göl kullanımına yönelik tesisleri ile  bir göl merkezi olabilmesi Beyşehir Gölü’nün başta su seviyesi olmak üzere,ekolojik sorunlarına çözüm üretilmesi ile ilgili üst ölçek kararlara bağımlıdır. 

 

Kaynakça:

İnternet Referansları:

Beyşehir Bld.web sitesi, http://www.beysehirbld.gov.tr/index.php?act=Dogal&pge=2,

http://www.beysehir-bld.gov.tr/index.php?act=Dogal&pge=1, 10/05/2007

 

Buğday, Ekolojik Yaşam Kapısı, “Beyşehir Gölü de elden gidiyor”, 11/08/2006, http://www.bugday.org/printArticle.php?aID=1519

 

Çevre ve Orman Bakanlığı Web sitesi, http://www.cevreorman.gov.tr/sulak/sulakalan/beysehir.htm, 10/05/2007

 

Dağ Bisikleti Türkiye portalı, http://www.mtbr.com, 24/05/2007

E-gezi net web sitesi,

http://e-gezi.net/wiki/index.php/Bey%C5%9Fehir_G%C3%B6l%C3%BC, 10/05/2007

 

              Sıfıryokoluş Sitesi http://www.sifiryokolus.org/?sayfa=b3i, 21/06/2007

 

Tabur, M.A., Ayvaz, Z., “Birds of Lake Beyşehir (Isparta-Konya)”, Turk J Zool, 29 (2005) 361-369, TÜBİTAK

   

 

Admin aliatasever42@hotmail.com

  İlgili Başlıklar
Asiye TOPAÇ vefat etti
Eyüp ÖZTAŞLI vefat etti
Teslime KAPÇI vefat etti.
Dudu KOSTAK vefat etti.
Ali SAYIN vefat etti
Ahmet ASLAN vefat etti.
Kamil EKİZTAŞ vefat etti
Ali ŞAHİN vefat etti
Kayıklardan motor çalan hırsızlar yakalandı
Yol çalışmaları sürüyor
GEÇMİŞ OLSUNNNNN
GÖLYAKA’DA NELER YAPILABİLİR 2
Gölyaka da neler yapabilirsiniz
GÖLYAKA YERLEŞMESİNİN POTANSİYELİ
DUALARIMIZ SADIKCAN a
 
Etkinlik ve Duyurular Takvimi
Kamuoyu - Araştırma
Internet sayfamız yenilendi. Beğendiniz mi?
Oy Kullan Sonuçlar
Bağlantılar
Reklam - Bildiri Panosu
© 2011 Gölyaka Belediyesi
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz Dizayn Mühendislik2011 yılında tasarlanmıştır. Yazılım Mühendisi: Doğan Beyribey
Evden Eve Nakliyat Evden Eve Nakliyat